Akrep (Scorpiones) Nedir ? Akrep (Scorpiones) Hakkında Detaylı Bilgi


Akrep,Akrepler, Akrep resimleri,Akrep fotoğraflarıAkrep (Scorpiones), takımını oluşturan genellikle sıcak ve nemli bölgelerde yaşayan, vücutları sert kitin bir tabaka ile örtülü, kıvrık ve kalkık kuyruğunda zehir iğnesi bulunan eklembacaklılara verilen ad.

Akrepler taşların altında, duvar yarıklarında, kurumuş ağaç kabukları altında veya yer altında kazdıkları dehlizlerde rastlamak mümkündür. Akrepler karlı bölgeler hariç hemen hemen her yerde yaşarlar. Akrep yalnız yaşamayı severler. Akreplerin boyları 2 cm ile 15 cm arasında değişir. Yassı halkalardan teşekkül eden vücut; başla kaynaşmış bir gövde, karın ve kuyruk (telson) olmak üzere üç bölümden meydana gelir. Gövdede önden arkaya doğru büyüklükleri artan, uçları çift çengelli dört çift yürüme bacağı bulunur. Akreplerin gövdeye bağlı karın kısmı ise 7 geniş halkadan meydana gelmiş, alt yüzeyinde birinci halkada kapaklı bir adet cinsiyet açıklığı, ikinci halkada dokunum ve iz bulma görevi yapan bir çift tarak organı, 3, 4, 5 ve 6. halkalarda “kitap trakeleri” adını alan solunum organına ait birer çift olmak üzere toplam dört çift solunum deliği (stigma) vardır. Akreplerin karın kısmından sonra 6 adet dar ve yuvarlaksı halkalardan meydana gelen ve bir yay gibi sırta doğru bükülebilen akrebin kuyruğu, eğrilmiş bir zehir iğnesi veya mızrağını taşıyan şişkin halka ile biter. Akrep, yürüdüğünde kuyruğunu kaldırır. Akrebler kaygan yüzeylere tırmanamaz. Halk arasında vücudunun son bölümü her ne kadar akrebin kuyruğu olarak biliniyorsa da, gerçekte karın kısmının daralan uzantısıdır. Çünkü içinden bağırsak geçmekte olan telsonun sondan bir önceki halkasında dışkılık son bulmaktadır. Akrepler türlerine göre değişen oranlarda zehirlidir.

Akrebin Algılama Yeteneği

Çölde yaşayan kum akrepleri, küçük hayvanlar içinde en tehlikeli olanlardandır. Bu akrep türünün gözleri hemen hemen hiç görmez. Buna rağmen geceleri avlarının yerini büyük bir ustalıkla belirleyebilirler. Peki bu şaşırtıcı olay nasıl gerçekleşir?

Bu durum, akrebin sekiz ayağında da bulunan yarık biçimindeki mükemmel algılayıcılarla ilgilidir. Bu algılayıcılar, milimetrenin milyonda birinden daha küçük titreşimlere yol açan hareketleri bile belirleyebilecek kadar hassastırlar.

Akrebin yakınlarında bir yere bir kelebeğin konduğunu düşünelim. Yere konan kelebek yerde iki tip titreşim dalgası oluşturur. Birincisi saniyede 150 metre hızla ilerleyen hacim dalgalarıdır. İkincisi ise yüzeye paralel olarak saniyede 50 metre hızla yayılan “Rayleigh” denilen dalgalardır. Ava olan mesafe, bu iki dalganın akrebe ulaşma süreleri arasındaki fark tespit edilerek belirlenir.

Avın ne kadar uzakta olduğunu bilmek elbette tam bir tesbit anlamına gelmez. Bu nedenle hedefin hangi yönde olduğunun bilinmesi de şarttır.

Akrebin bacakları yaklaşık 5 cm. çaplı bir daire üzerinde yere basar. Dolayısıyla avın yaydığı Rayleigh dalgasının akrebin ava en yakın bacağına ulaşmasıyla, en uzaktaki algılayıcıya varması arasında 5 milisaniye (saniyenin iki yüzde biri) kadar bir fark olur. Algılayıcılardan biri, Rayleigh dalgasını belirlediğinde, sinir hücreleri akrebin sinir sistemi merkezine bir sinyal yollar. Bu uyarıcı sinyal, karşı taraftaki üç ayaktan gecikmiş olarak gelen dalgaları algılayan sinire de ulaştırılır. Ancak bu üç bacaktan gelen sinyaller bastırılarak sinir sistemi merkezine anında ulaştırılmaz.

Böylece her defasında erken gelen sinyale kaynak oluşturan ayak ile diğer taraftaki üç ayağın konumu değerlendirmeye alınır. Bu konumsal değerlendirmeyle dalganın kaynağının yönü belirlenir.

Eğer uyarıcı sinyal ile baskılanan sinyallerin ayaktaki algılayıcılara ulaşması arasındaki fark saniyenin beş yüzde biri kadarsa, sinir sistemi merkezi her iki sinyali de gecikmesiz olarak aynı anda algılar. Bu ise akrep için, harekete geçme ve “saldırı için mükemmel tasarlanmış silahlarını kullan” anlamına gelir.

Ayaklardan gelen sinyalleri işlemden geçiren 8 sinir hücresi adeta bir komite gibi toplanıp, her defasında avın yönünü ortak bir kararla belirlemektedir.

Bu belirleme nasıl gerçekleşmektedir? Bunun için sinir hücreleri her seferinde bir toplantı yapmakta, verileri belirlemekte ve sonuca mı ulaşmaktadırlar?

Böyle bir toplantının olmadığı, sinir hücrelerinin sadece protein, yağ ve sudan oluşan varlıklar olduğu, bir akla ve şuura sahip olmadıkları açıktır.

Bu mekanizma milyonlarca yıldan beri, yaşamış her akrepte aynıdır.

1- Akrep nedir ?

2- Akrepten korunma yöntemleri nelerdir ?

3- Akrep sokmaları

4- Akrepler nerelerde yaşarlar ?

5- Akrepler nasıl avlanır ?

6-Akrebin özellikleri

7- Akrepler nasıl çoğalır ?

8- Akreplerin büyüklükleri

9- Akrebin doğum anı resimli

Akrebin Özellikleri

1-CİĞERLER
Akreplerin karınlarında sekiz adet nefes deliği bulunur. Bunlardan sadece biri açık olsa bile akrep hiç zorlanmadan nefes almaya devam eder. Güçlü ciğerleri sayesinde iki gün suyun altında rahatlıkla kalabilir.
2- GÜÇLÜ ZIRH
Vücudunu bir zırh gibi saran kabuğu, onu yalnız düşmanlarından değil, radyasyondan bile koruyacak kadar dirençlidir. İnsan vücudunun radyasyona direnci 600 rads dolayındadır. Oysa akreplerde bu direnç 40.000 ile 150.000 rads’a kadar yükselir.
3- ZEHİRLİ MIZRAK
Akreplerin bazen insanı bile öldürecek derecede olan kuvvetli zehirleri vücutlarının arka tarafında bulunan mızrakları vasıtasıyla düşmanlara aktarılır.
4- KISKAÇLAR
Akrebin kıskaçlarının görevi, kurbanlarını iğnesiyle sokmadan önce etkisiz hale getirmektir. Ayrıca kıskaçlar vasıtasıyla kumu kazıp yer altına gizlenebilirler.
5- BEYİN
Akrep başından kuyruğuna kadar uzanan 15 sinir düğümünden oluşan bir beyin yapısına sahiptir. Beynin bu yapısı hayvanın süratli karar alma, refleks ve gerekli emirlerin organlara ulaştırılması için büyük bir avantaj sağlar.
6- AYAKLAR
Ayaklarındaki alıcılar hayvanın her türlü hareketi, sesi ve titreşimi algılamasını sağlamaktadır. Bu alıcılar o kadar hassastır ki, akrep, yakınındaki bir canlının kumda oluşturduğu titreşimleri, saniyenin 1/1000′i kadar olağanüstü bir sürede algılayabilir.

Akrep sokmalarında görülen semptomlar ve diğer alametler;

  1. Sokulan yerde 30 dakika veya biraz daha fazla süren çabuk ve şiddetli, yanma hissi uyandıran ağrı ve genelde gözle görülebilen sokulma işareti (iğne izi),
  2. Semptomlar, esas 30 dakika veya bazen 4-12 saat sonra görülmeye başlar ve takip eden 24 saat boyunca artarak kendini gösterir. Ağrı, belli bir bölgede olabileceği gibi, karındaki kramplar şeklinde başka bir yerde de oluşabilir.
  3. Yanma hissi ile genellikle el, ayak, yüz ve baş derisinde görülen iğnelenme, karıncalanma ve aşırı bir duyarlılık (paraesthesia),
  4. Giyecek birşeyler arama, yatağa girme isteği gibi deride aşırı duyarlılık ve sesten bile rahatsızlık (hyperaesthesia).
  5. Bacakları bükememe şeklinde kas koordinasyon bozukluğu veya yürürken sarhoş gibi davranma, istem dışı hareketler, titreme, halsizlik (ataxia),
  6. Bazı türlerde (Afrika’daki Parabuthus spp. gibi) nabzın 100-150′ye çıkması (tachycardia),
  7. Yeme ve yutma sorunları (dysphagia),
  8. Konuşma zorluğu (dysarthia),
  9. Başağrısı, kusma ve ishal (diarrhea),
  10. Hastanın göz kapaklarının bükülmesi, sarkması (ptosis),
  11. Bebeklerde hiperaktiflik ve sebepsiz yere ağlamalar,
  12. İdrar güçlüğü,
  13. Solunum güçlüğü ve buna bağlı ölüm.

Akrep sokmalarına karşı:

  1. Özellikle geceleri, akrep olabilecek yerlerde çıplak ayakla dolaşılmamalı, mümkünse ayağı iyi kapatacak şeyler giyilmeli,
  2. Akreplere çıplak elle dokunulmamalı,
  3. Kamp yaparken veya açık arazide yatarken; doğrudan zeminde yatılmamalı,
  4. Arazide çeşitli amaçlarla taş veya ağaç kütüğü vs. kaldırırken dikkatli olmak; taş altında olabilecek bir canlıyı araştıran araştırıcının (biyoloğun) taşı kendine doğru çevirmesi (karşıya doğru değil!) gerekir.
  5. Bölgenin akreplerinin yüksek zehirli veya pek zararsız olup olmadıklarını öğrenmekte de yarar vardır.

Zehirlenmelerde yapılması uygun olacak tedbirler:

  1. İlk olarak soğuk (buz vs.) uygulama yapılmalı.
  2. Hyperaesthesia durumunda ağrıyı hafifletmek için hastaya bir analjezik (Aspirin, Paracetamol) verilebilir ve hemen hastaneye sevketmeli,
  3. Kalp ve solunum fonksiyonları takip edilmeli,
  4. Sistemik semptom görülen hastalar ile bilhassa çocuklar ve yaşlılar 24-48 saat süreyle müşahade altında tutulmalı,
  5. Hareket edilmemeli ve yara temiz tutulmalı,
  6. Panzehir, sadece ciddi zehirlenme durumlarında tatbik edilmeli,
  7. Antihistamin ve steroidler sadece panzehire karşı alerjik tepkimeler görüldüğünde uygulanmalı,
  8. Anaphylactic tepkimeler daima takip edilmeli ve görülürse adrenalin uygulamalı,
  9. Ağrı ve krampları önlemek için damar içine (intravenöz) 10 cc 10% kalsiyum glukonat IV uygulanabilir. Ancak bu da sadece 20-30 dakika süreyle etkisini sürdürür.
  10. Enfeksiyonu önlemek için tetanoz iğnesi yapılabilir.
  11. Zehir gözlere temas edecek olursa; bol su veya süt vs. gibi bir sıvı ile yıkanmalıdır.

Yapılması yanlış olacak uygulamalar:

  1. Sokulan yeri bıçak vs. ile yarmak, kesmek, emmek, çeşitli merhemler sürmek gibi yöntemlere başvurulmamalı veya geleneksel yöntemler “kocakarı ilaçları vs.” kullanılmamalı,
  2. Semptomların etkisini azaltmak için alkol kullanılmamalı,
  3. Kuvvetli bir zehirlenmeye bağlı herhangi bir semptom veya alamet yoksa, panzehir (antivenom) kullanılmamalı,
  4. Örümcek veya yılan panzehirleri kullanılmamalı,
  5. Fazla salya salgılamayı (daha çok Afrika’daki Parabuthus türlerinde görülür) önlemek için (başka alerjik durumlara sebep olmaması için) atropin tatbik edilmemeli,
  6. Morfin ve morfin benzeri acıyı azaltacak şeyler kullanılmamalı; zira bunlar nabzın artmasına ve solunum güçlüklerine sebep olabilir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>